29 Ekim Konuşması
Cumhuriyet Bayramı Kısa Konuşma Metni
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Konuşması
Değerli öğretmenlerimiz, sevgili öğrenciler, kıymetli veliler ve değerli misafirler;
Bir ülkenin doğum günü olur mu?
Olur.
Bazen bir millet, yıllarca süren zorlukların ardından ayağa kalkar, geleceğine bakar ve bütün dünyaya:
“Artık kendi yolumu kendim çizeceğim.” der.
İşte 29 Ekim, bizim için böyle bir gündür. Bugün yalnızca Cumhuriyetimizin ilan edildiği tarihi kutlamıyoruz. Bugün, bundan 103 yıl önce geleceğe duyulan büyük bir inancı hatırlıyoruz.
O günlerde ülkemizin şartları kolay değildi. Savaşların ardından yorgun düşmüş bir halk vardı. İmkânlar sınırlıydı. Yapılması gerekenler ise çoktu.
Ama bütün bunlardan daha güçlü bir şey vardı:
Umut. Evet koskoca bir ulusun umudu.
Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, kurulacak yeni ülkenin en büyük gücünün insan olduğuna inandılar. Çocukların okuyabildiği, gençlerin düşünebildiği, kadınların toplumsal yaşamda yer aldığı, bilimin ve eğitimin yol gösterdiği bir gelecek hayal ettiler.
Bugün bizler, o hayalin devamıyız.
Artık Cumhuriyet’i kurmak için cephelerde savaşmıyoruz. O günlerin fedakârlığını belki yaşamıyoruz; ama bize emanet edilen Cumhuriyet’i yaşatmak, değerlerini geleceğe taşımak ve sonsuza kadar ayakta tutmak bugün bizim sorumluluğumuz. Çünkü Cumhuriyet, yalnızca geçmişte kazanılmış büyük bir zafer değil; her kuşağın yeniden sahip çıkması gereken kıymetli bir emanettir. Ve bu emaneti korumak için hepimizin yapabileceği, küçücük de olsa, mutlaka bir şey vardır.
Bir öğrencinin arkadaşını dışlamaması Cumhuriyet’tir.
Bir öğretmenin hiçbir çocuktan vazgeçmemesi Cumhuriyet’tir.
Bir çocuğun engeli, ailesinin ekonomik durumu ya da herhangi bir farklılığı nedeniyle kendisini diğerlerinden daha az değerli hissetmediği bir okul Cumhuriyet’tir.
Bir kız çocuğunun “Ben de yapabilirim.” diyebilmesi Cumhuriyet’tir.
Bir gencin soru sorması, araştırması, üretmesi ve hayal kurması Cumhuriyet’tir.
Çünkü Cumhuriyet yalnızca yönetim biçiminin adı değildir.
Cumhuriyet, insana duyulan inançtır.
Bugün burada bayraklarımızı gururla taşırken geçmişimizi hatırlıyoruz. Fakat Cumhuriyet’in bizden asıl istediği şeyin yalnızca geçmişi hatırlamak olmadığına inanıyorum.
Cumhuriyet bizden geleceği istiyor.
Daha iyi yetişmiş çocuklar…
Daha çok okuyan gençler…
Bilime güvenen insanlar…
Birbirinin farklılıklarına saygı duyan bir toplum…
Ve kendisinden sonraki kuşaklara daha güzel bir ülke bırakmaya çalışan yurttaşlar istiyor.
Bir gün bugün burada bulunan çocuklar büyüyecek. Aralarında öğretmenler, doktorlar, mühendisler, sanatçılar, bilim insanları ve bambaşka mesleklerden insanlar olacak.
Belki bugün henüz adını bile bilmediğimiz işleri yapacaklar.
Ama hangi yolu seçerlerse seçsinler, Cumhuriyet’in geleceğini onlar taşıyacaklar.
Bu nedenle bugün çocuklarımıza yalnızca bir bayram bırakmayalım.
Onlara merak etmeyi bırakamayacakları bir eğitim, düşüncelerini özgürce söyleyebilecekleri bir ortam ve “Ben de başarabilirim.” diyebilecekleri bir ülke bırakalım.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu ülkenin bağımsızlığı ve Cumhuriyetimizin kuruluşu için emek veren herkesi saygı ve minnetle anıyorum.
Ve bugün, Cumhuriyetimizin 103. yılında, çocuklarımıza bakarak bir kez daha söyleyelim:
Bu Cumhuriyet bize emanet edildi.
Ama onun yarını…
Sizlere emanet.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Yazan: Uzman Psikolog İbrahim Elibal